Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

30 Kasım 2014 Pazar

RTÜK Bitkisel Ürün Reklamlarına Yasak Getiriyor

Bir reklam şöyle "Diyanet İşleri Başkanlığı' ndan onaylı ürünümüz ile diz ağrınız geçiyor." Benzeri reklamları TV, internet, radyo her yerde duyuyoruz, okuyoruz. Geçtiğimiz senelerde belli başlı reklam yasağı zaten getirilmişti fakat; ürünlerin adında, kutusunda değişikliğe gidilerek bu yasak kolayca geçildi. Bu durumun farkına varıldığı için hassas konunun üzerinde daha özveriyle durulacak.

İzninizle bu yazımda soru-cevap gibi cümle cümle gideceğim.

Öncelikle bir okuyucu diyor ki "Herhangi bir bitkisel ürünü satmaya çalışan şarlatanların %99'una dağdaki kekiği göstersen tanımaz." 

Cevap: Kesinlikle haklı.

Bir okuyucu diyor ki "Bitkisel ürünleri göz ardı edemezsiniz, ilaçların %80'i sahte, neden Avrupa'da yaşayanlar bu kadar çabuk iyileşiyor?" 

Cevap:



Sanırım okuyucunun ilacın sahte olmasıyla kastı jenerik ilaçlar. Jenerik ilaçlar sahte değildir. İlacın formülü satın alınıp başka bir isimle piyasaya sunulabilir. Bitkiler göz ardı edilmesin elbette. Bizim ülkemizde de araştırmalar çoğalsın. Her üniversitede ilaç araştırma merkezleri kurulsun. Dışa bağımlı olmayalım ancak siz bir şarlatanın sattıklarını kullanmayın.

Sosyal medyada bir hastanın yorumunun altına doktor önlüğüyle fotoğraf çekinmiş bir sahtekar yazıyor ki "O ürün iyidir ancak ben size helal olanını önereceğim." 

Cevap: Bunlar kazandıkları paranın da oynadıkları insan sağlığının da haram olduğunun farkındalar. Bir ilacın yapımında maymun dışkısı bile kullanılıyor ise neyin helalinden bahsediyor anlamadım.

Bir okur diyor ki "Bunlara Sağlık Bakanlığı onaylılar dahil değildir."

Cevap: Sağlık Bakanlığı izni olan ürünler, bir hastalığı tedavi edici olarak izin almıyorlar. Oysa satıcı şarlatanlar devamlı tüm hastalıkları iyi ettiklerini söylüyor.

Bir başkası diyor ki "Bunlara alet olan doktorlar da var."

Cevap: Okur haklı. Meslek sahibi olmak kişilikli olmak anlamına gelmiyor. Paranın yüzü sıcak geldiği için az da olsa bu işlere karışan doktorlar mevcut.

Bir okur diyor ki "Bunlar aynı zamanda inanılmaz vergi kaçırıyor"

Cevap: Okur haklı. Saadet zinciri mantığıyla ve elden satış yapıyorlar. Hiçbir şekilde devlete vergi ödemiyorlar.

Bir diğer okuyucu diyor ki "Falcılara, üfürükçülere inanan bir toplumu bunların kandırması gayet doğal."

Cevap: Üzülerek söylüyorum ki haklı. İnsanların algılarıyla oynuyorlar. Hatta bununla kalmayıp hekimlerin bu işi bilmediklerini söylüyorlar. Cüzdan dolusu para verip kullananların bir kısmı da sanırım verdikleri paradan dolayı iyi geldiğine inanıp anında bunların savunucusu pozisyonuna geçiyorlar. Bir örnek vereyim. Romatolojik bir hastalığı olan kişi, bir ürün kullanıp eklem ağrılarının geçtiğini ancak karaciğer enzimlerinin yükseldiğini söylüyor. Buna rağmen hala ürünü övüyor.

Bir başkası diyor ki "Adam Profesör diye dolaşıyor ama." 

Cevap: Ben böyle birisini biliyorum mesela. Sosyal bilimlerde bir alandan profesör, ancak kendisini tıpta çığır açmış bir bilim adamı gibi sunuyor.

Bir başka sosyal medya yorumunda okuyucu diyor ki "Bitkisel ürünlerin yasaklanması ülkelerin geri kalmışlığını gösterir."

Cevap: Kimse bitkiler üzerinde araştırma yapılmasını yasaklamıyor. Bir ilaç yıllarca süren yüzlerce deneyden sonra ortaya çıkıyor. Buyrun sizlerde bitkilerden tıbbi anlamda tedavi amaçlı ilaçlar üretin.

Son olarak bir okuyucu diyor ki "Kaç kişi bunlar yüzünden ya sağlığından oldu ya da hayatını kaybetti."

Cevap: Okuyucu haklı!

Umudunuzu, evinizin rızkını şarlatanlara sömürtmeyin. Bu ürünleri kullandığınızda sağlığınız daha da kötüye gidebilir. Her zaman öncelikli olarak doktorunuza danışın ve eğer bunları öneriyorsa doktorunuzu sorgulayın. Bunlara ayıracağınız parayı güzel nesillerin eğitimine ayırın. Nitelikli bilim adamları olsunlar, bitkileri insanlığın yararına kullanılabilecek bilimsel çalışmalarda yer alsınlar. 

Severek Yaşayın.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder