Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

9 Nisan 2015 Perşembe

Zehra'nın Lupus Hikayesi

Nergis Hanım, Dilan Hanım ve Reyhan Hanım'dan sonra hikayesini bizimle paylaşan Zehra Kayanöz Yücel oldu. Hikayeler bir araya getirildiğinde ortak noktalar daha anlamlı hale gelmekte. Hikayelerden ilk olarak günlük yaşantımızda özen göstermemiz gereken durumları kavrayabiliriz. Sözü Zehra Hanım'a bırakalım dilerseniz.

"Merhaba ben 2010 yılı aralık sonunda Lupusla tanıştım. Şöyle ki tanışmamım yakın zamanına kadar tek belirti bile yaşamamıştım. Gayet sağlıklı bir yaşantım vardı ta ki diş çekimi yaptırana kadar. 


Yirmilik dişimi çektirmiştim. Dişimi çektirdikten sonra ateşlenme yaşadım. Grip gibi seyretmişti. Bu yüzden 1 hafta kadar grip oldum sandım.  Bu zaman zarfında yataktan çıkamadım. Ankara'da gittiğimiz bir özel hastane "gribal enfeksiyon" diyerek ve bir ateş düşürücü iğne yaparak eve yolladı. Daha da kötü oldum. Hemen başka
bir hastaneye gittim. Acil serviste tahliller yapıldı ve ateşim düşürüldü. Sonunda gözümü açmıştım; fakat yolunda gitmeyen bir şey vardı ki kan değerlerim iyi değildi.

Acil doktoru, kayınpederime "Hemotolojiye yatış yapmanız gerek." demişti. Ayrıca "Bu iş kemik iliğine kadar gidebilir." denmişti. Neler oluyor anlayamadan hemotolojiye yatışım yapıldı. Lösemiden şüpheleniliyordu. 1 hafta kadar orada yattım, ancak hala teşhisim konulamamıştı. Bu sırada yüzümde kızarıklar artmaya ve gözlerim puslu görmeye başladı. Lökositlerim günden güne iyice düşüyordu. Sonra maske takıldı ve bir haftanın sonunda "epileptik nöbet" geçirdim. Beynin tutulumu da yaşıyordum.







Birgün kendime gelemeyince beni yoğun bakıma aldılar. Böbreklerimin iflas etmek üzere olduğunu söylediler. Hematolojik, nefrolojik ve damar tutulumlarımın olduğu eklenerek aileme "Her an kaybedebiliriz." denmiş. İki gün sonra gözümü açtım ki yoğun bakımdayım. Şükür Allah'ıma uyanmıştım ve romatolojiye yatışım yapıldı.  Asıl hikaye bundan sonra başladı. 

Tam tamına 5 ay, özel bir odada maskeyle kapı dışına çıkmadan yaşadım. Daha 26 yaşındaydım ve evde bekleyen 3,5 yaşında bir evladım vardı. İlaçlar, plazmaferezler vs. ile tedavi görüyordum. Bir türlü düzelmiyordu kan değerlerim. Yaşamla ölüm arasında çok defa gidip geldim. Endoksan, maptera, ivig, kortizon gibi çok fazla ilaç verildi. Değerler düzelmiyordu. "Artık verebileceğimiz ilaç kalmadı." denmişti ki değerlerim düzelmeye başladı. 5 ayın sonunda şükür çıkmıştım. Saçlarım dökülmüş, yüzüm şişmiş. Çok başkaydım ama olsun hayattaydım, evladımın yanındaydım. Bu bana yeterdi. 

İnancımı kaybetmedim ve hep pozitif oldum. Şimdi her şeyim düzeldi şükürler olsun. Doktorlarım "Mucizesin." dediler. Rabbim evladıma,  aileme ve eşime bağışlamıştı beni. Şimdi hastalığa yakalandığım 4 sene bitti. Kontrollerimi aksatmıyorum, dikkat ediyorum. Biliyorum ki bu bir sınav. Allah beterinden saklasın ve bugünüme şükürler olsun. Şimdi ikinci bebeği dahi düşünüyorum. Allah'ım herkese şifalar versin. Yüzünüzden tebessümü, kalbinizden sevgiyi eksik etmeyin. 

Ayrıca sizi tebrik ve takdir etmeden geçemeyeceğim. Bu çok güzel bir blog. Yaralarımızı birlikte sarıyoruz. Çok teşekkürler. Sevgiyle kalın." 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder