Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

17 Mayıs 2015 Pazar

Hazal'ın Lupus Hikayesi

Lupus farkındalığını yaymak için Lupus hastalarının katkıları devam ediyor. Demet Özen' den sonra Hazal Hande Ölmez hikayesini paylaştı. Tüm içtenliğiyle hikayesini paylaşan Hazal'a teşekkür eder, evladı ve sevdikleriyle birlikte geçireceği sağlıklı ve uzun ömürler dileriz.

"Merhaba,

Size Lupus hikayemi başından sonuna kadar, yaşadığımı tek tek anlatmaya çalışacağım. Adım Hazal Hande Ölmez. Yaşım 25. Bir çocuğum var. Aslında Lupus'un ilk belirtileri üniversite yıllarımda başlamıştı ama sonları geçti ya da hafifledi. Açıkçası o zaman umursamadım. Bundan yaklaşık 1 yıl önce eklemlerimde çok şiddetli ağrılarım oldu. Daha sonrasında vücudumda morarmalar ve aşırı halsizliğim olmaya başladı. Başlarda sporla da uğraştığımdan spordandır diye düşündüm. Belirli bir zaman ne çocuğumla ne de kendimle doğru düzgün ilgilenebildim, o kadar kötüydüm. Şikayetlerim artınca sonunda doktora gitmeye karar verdim. 

İlk doktora gittiğimde abartısız 10 gün boyunca sürekli kan tahlili yapıldı. Bunun sebebi de Lupus sistemik bir hastalıkmış ve belirtileri bazı hastalarda karıştırılabiliyormuş, tanı koymak zormuş. Nitekim öyle de oldu. Doktorum bana büyük ihtimalle lösemi olduğumu söyledi. Doktor "Son bir test yapıp kesin kararımı söyleyeceğim." dedi. O anda sanki dünya başıma yıkıldı. Doktor, kan testi ve yanlış hatırlamıyorsam "Lupus antikor testi" diye birşey yaptırdı. Sonuçlar çıkınca doktor çağırdı ve bana şu sözleri söyledi: "Hazalcığım müjde! Lösemi değilsin ama Sle (Lupus)' sin." dedi. O anda ne yapacağımı bilemedim. Sevindim çünkü lösemi değildim. Bir yandan da korktum çünkü Lupus'la ilgili tek bir bilgiye sahip değildim. Doktorum bir fakülte hastanesine gidip romatolojide tedavi olmam gerektiğini söyledi. Ben de zaman kaybetmeden Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi'nde dahiliye doktoruna gittim. Aynı testler tekrarlandı ve Lupus olduğum daha da netleşti. Ardından romatolojiye sevk oldum.






Korkuyordum çünkü nasıl bir hastalıkla karşı karşıya olduğumu bilmiyordum. Şikayetlerime göre kan ve idrar tahlilleri yapıldı, filmler çekildi. Lupus cildimi ve vücudumda ne kadar eklem varsa tutmuştu. Doktorum Lupus'un sistemik bir hastalık olduğunu, uyuma ve alevlenme dönemlerinin olduğunu, yapmam gereken her şeyi tek tek anlattı. Uzun bir süre "Plaquenil" ilacını kullanmam gerektiğini söyledi. Artık yanımda sevimsiz ve huysuz bir yol arkadaşım vardı adı "Lupus"tu. İlacın bazı yan etkilerini öğrenmiştim. Hemen doktoruma sordum. O da herkeste yan etkilerin olmayacağını söyledi. 6 ayda bir göz kontrolüne gitmem gerektiğinin bilgisini verdi.

Korktuğum ve psikolojik olarak etkilendiğimden 1 ayda sıkıntıdan şikayetlerim artmıştı. Daha sonra araştırmalarıma göre pek çok insan bu hastalıkla birlikte yaşıyordu ve hayattalardı. "Korkulacak bir şey yok." diye kendime telkinlerde bulundum ve Lupus'a savaş açtım. Artık Lupus'tan ve Plaquenil'den korkmuyorum. Ağrılarım olsa da şu an iyiyim.

Benim Lupus hikayem bu kadar. Diğer Lupuslu arkadaşlara söyleyeceğim tek bir şey var: Morallerini yüksek tutmalılar ve Lupus'la yaşamaya alışmalılar. Lupus'la savaşmanın en iyi yolu, morali yüksek tutmak ve ondan korkmamak. Unutmayın, artık sevimsiz bir yol arkadaşımız var. Sürç-i lisan ettiysem affola.

Hazal Hande Ölmez, İstanbul"




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder