Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

30 Ekim 2015 Cuma

Romatizma TV Canlı Yayın-2

29 Ekim 2015 Cuma günü Türk Romatoloji Derneği'ne ait olan Romatizma TV, kendi internet sitesinden Prof. Dr. Hakan Erdem ve Doç. Dr. Ömer Karadağ ile ikinci canlı yayınını gerçekleştirdi. Yayını takip ettim, bazı sorular sordum ve diğer izleyicilerin dikkat çekici sorularından yine notlar aldım. Bu yazımda önemli sorulardan bazılarını ele alacağım. Yayını kaçıranlar için bu yazı faydalı olabilir. İlk olarak kendi sorduğum sorular ile başlıyorum.

1- Severek Yaşa takipçileri adına soruyorum. Romatizmal hastalıklarda alternatif tedavi yolları var mıdır? 

Hocalarımız öncelikle Türk Romatoloji Derneği, Romaturka ve Severek Yaşa gibi oluşumların hastaları bilinçlendirme açısından büyük öneme sahip olduğunu vurguladılar. Sorumuza cevap olarak bilimsel olarak kanıtlanmamış hiçbir yönteme hastaların başvurmaması gerektiğini belirttiler. Uygulanan alternatif tedaviler (kiraz sapı çayı, ısırgan otu vs. aktardan alınan bitkiler) karaciğer enzimlerini bozarak istenmeyen kötü gidişata sebebiyet verebilir diye eklediler.


2- Lupus ve diğer romatolojik hastalıklar için hastalığı sürekli remisyonda tutabilecek aşılar üzerinde çalışıldığını biliyoruz. Sizin bu aşıların kullanılmaya başlanması için ön gördüğünüz bir tarih var mıdır?

Mevcut tedavi yöntemleriyle romatolojik hastalıkların kontrol altında tutulabildiğini ve hayati risklerin kişiye özel tedavilerle birlikte minimuma indirildiği söylendi. Aşının çıkması ise 5-10 yıl gibi çok kısa bir zaman zarfında gerçekleşmeyeceği belirtildi.

3- Imuran ve Cellcept'i karşılaştırır mısınız? Hangi durumda hangisi reçete edilir? Hangisi daha masumdur?

Sorum üzerine hocalarımız bu soruyu öğrencilerine sorduklarını söyleyerek kendileriyle birlikte benim de yüzümü güldürdüler ve şunları eklediler: Bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar, hekimin sürekli izlediği hastada kişiye göre reçete edilirler. Hastalardaki böbrek ve diğer organ tutulumlarına göre hekimler buna karar verir diye açıkladılar.

Diğer sorulardan dikkat çekenler şu şekilde:






4- Bulunduğum yerdeki İç hastalıkları ve Romatoloji uzmanlarının listesini nereden bulabilirim? 

Türk Romatoloji Derneği'nin internet sitesinde tüm liste bulunmaktadır. Tıklayarak listeye ulaşabilirsiniz.

5- Behçet hastası bir kişi sigaranın ağız yaralarına iyi geldiği hakkında bir duyum aldığından bahsedip bunun doğru olup olmadığını sordu.

Hocalarımız tahmin edebileceğiniz gibi sigaranın böyle bir etkisinin olamayacağını, aksine hastalığı aktifleştirebilecek bulgulara sebep olabileceğini vurguladılar.

6- Behçet ve FMF'in Türkiye'de neden yaygın olduğu soruldu.

Bu hastalıkların genetik olduğu ve sadece Türkiye'de değil, yakın coğrafyamızda da iki hastalığın yaygın olduğu söylendi. Bir bilgide ben ekleyeyim. İki hastalığın İpek Yolu boyunca yaygın görüldüğü bilinmektedir.

7- Bitkisel tedavilerden özellik ısırganın romatizmaya iyi geldiğini duyan bir hasta bunun doğru olup olmadığını sordu.

Hakan Hoca bu soruya "Aydınlıyım. Aydın'da ısırgan otunun türlü türlü yemekleri yapılır ve çok sık tüketilir. Isırgan bir yörede bu kadar sık tüketilirken romatizmal hastalıkların o yörede ya olmaması ya da nadir olması gerekirdi ama Aydın'da romatizmal hastalıklar bir hayli yaygındır." diye esprili bir yanıt verdi ve yine etkinliği kanıtlanmamış her türlü tedaviden kaçınmak gerektiğini vurguladı.

8- Egzersizlerin romatizmal hastalıklarda ne denli etkili olduğu soruldu.


Egzersiz yapmanın son derece faydalı olduğu fakat abartılmaması gerektiği söylendi. "Ne kadar fazla yaparsam o kadar iyi zihniyetinin çok yanlış" olduğunu, hastanın kendini bilerek ve kendini yormadan egzersiz yapmasının yararlı olacağı belirtildi. Ayrıca herhangi bir ağrı ya da tutulumun olduğu eklemlerin dinlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

9- Bir Lupus hastası Plaquenil'in görme problemine yol açtığını aktararak ne yapması gerektiğini sordu?

Plaquenil görme alanı daralmasına yol açtığında hekim ilacın bırakılmasına karar verebilir dendi. 

10- Bir Gut hastası kendi kendine ilaçları bıraktığını ve bu durumun tehlikeli olup olmayacağını sordu?

Hocalarımız öncelikle ilaçların dozajının ve kesilmesinin mutlaka hekim eşliğinde gerçekleşmesi gerektiğini belirtti. Gut hastalığında kanda bulunan yüksek miktarda ürik asitin yalnızca eklemler için zararlı olmadığını, aynı zamanda ürik asit yüksekliğinde böbreklerin de büyük risk altında olduğu belirtildi. Bu yüzden kandaki ürik asit seviyesinin belirli sınırların altında tutulması gerekliliği vurgulandı. 

11- Bir Lupus hastası, hastalığın doğurganlığı etkileyip etkilemediğini sordu.

Cevap olarak hastalığın gebeliği engellemediği vurgulandı. Öte yandan bazı antikorların (Anti-SSA/Ro, Anti-LA/SSB) gebelikten önce kontrol edilmesi gerektiği belirtildi.  (Bu antikorlar pozitif olan hastaların bebeklerinde %25 oranla neonatal lupus görülmektedir.) Ayrıca bazen gebeliğin hastalığın aktifleşmesine sebep olabileceğine değinildi. Gebe kalacak hastanın altı ay öncesinden doktor kontrolünde bazı ilaçları bırakması gerektiği belirtildi.

Hocalarımız, eğer hastalıklar dolayısıyla kişi psikolojik bir yıpranma yaşıyorsa psikolojik destek almanın çok yerinde olacağını belirtti. Hastalıkla mücadele etmek için hastalıklarla dost olmak değil de hastalıklarla birlikte yaşamak öğrenilmeli denildi.

Son olarak hocalarımız önemli bir konu olan ve üzerine çok soru sorulan kortizon kullanımına değindiler. Hastaların kafalarına göre kortizona başlayıp ya da kortizonu bırakmalarının son derece tehlikeli olduğu yine vurgulandı. Hekimlerin tedavi esnasında uygun zamanlarda dozu düşürerek ilacı kestiğini, hastaların hekim takibinde olmasının yeterli olduğu belirtildi. 

Yazıyı tamamlarken bugün ekşi sözlükte kortizona dair okuduğum beni çok güldüren bir entry'yi paylaşayım: "bizim millette bir ikinci el araçta boya takıntısı vardır, bir de kortizon takıntısı". Cidden çok doğru tespit. 






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder