Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

27 Ocak 2015 Salı

Bağışıklık Sisteminin Gücünü Ne Belirliyor?

Bağışıklık sistemi hastalıkları gün geçtikçe artmaktadır. Geleneksel bir kanı ile bugünlere dek bağışıklık sistemindeki belirleyici faktörlerin aileden geldiği yani genlerle aktarıldığı bilinmektedir. Genetiği yabana atmak doğru olmaz, ancak son yapılan bir çalışma alışılagelmişin aksine yetiştiğimiz çevrenin genlerden daha güçlü bir oranla bağışıklık sistemimizin yapısını belirlediğini savunuyor.

Stanford Üniversitesi'nde yapılan çalışmada tek yumurta ikizleri ve genlerinin ortalama %50'si ortak olan çift yumurta ikizleri ele alınarak konu araştırılmıştır. Ele alınan her bir ikizin ortak özelliği aynı ortamlarda yetişmiş olmaları. Yani kardeşler birbirlerinden ayrılmadan yetişiyorlar. Böylelikle genlerin bağışıklık sistemi üzerindeki etkisinin anlaşılması kolaylaşmış oldu. 

Çalışma ekibinin açıklamaları şu şekilde: "Bir insanın tüm genom diziliminin ortaya çıkarılması, 50 yıl sonra olabileceği hastalıkların dahi ortaya çıkarılabilmesini sağlayacak ve gerekli önlemler önceden alınabilecek. Genetiğin birçok hastalıkta oldukça önemli bir rol oynadığı bilinen bir gerçek. Ancak çalışma gösteriyor ki 20 yaşına dek bağışıklık sistemi çevreye uyumlu bir şekilde yapılanıyor."





Çalışmaya katkı sağlayan ikizlerin 78'i tek yumurta ikizi, 27'si ise çift yumurta ikizi. Araştırmacılar ikizlerin tümünden belirli aralıklarla kan örnekleri alarak 200'den fazla değer ile bağışıklık sistemlerinin gücünü karşılaştırmışlardır. Kan değerleri ile çevresel etmenler arasındaki ilişkiler vurgulanmıştır. Bunun yanı sıra her bir bireyin aşıları, beslenme ve temizlik alışkanlıkları gibi çeşitli çevresel etmenler kayıt altına alınmıştır.

Vurgulanan ilk sonuçlardan biri çevresel etmenlerin bağışıklık sistemi üzerindeki etkisi özellikle 20 yaş altı ve 60 yaş üstü bireylerde daha belirgindir. Ekip aynı zamanda ikizlerin grip aşısına karşı ürettikleri antikorları yakından inceledi ve çevresel etmenlerin aşılanmadan sonra antikor oluşumu üzerinde farklılık yarattığını ortaya koydu.

Şunu da belirtmek gerekli ki çalışmada hangi çevresel ortamda bağışıklık sisteminin daha güçlü olabileceğinden bahsedilmemektedir. Ancak sıklıkla yenidoğanlarda görülen "Sitomegalovirüs enfeksiyonu" sebebiyle bağışıklık sisteminin geleceği için önemli sorunlar oluşturuyor. Bu durum ikizlerden Sitomegalovirüs enfeksiyonuna yakalanan ve yakalanmayanlar arasındaki farklar ile açıklanmaktadır. 

Sonuç olarak bağışıklık sistemimiz devamlı çevreye uyum sağlayarak ondan etkilenerek biçimleniyor. Erken yaşlarda ve yaşlılıkta çevrenin payının yüksek olduğu bir gerçek. Beslenme, temizlik alışkanlıkları, stres, uyku düzeni ve daha birçok öğenin bağışıklık sisteminin gücünü etkilediği şüphesiz, ancak bunun genlerden daha yüksek bir payının olmasının daha fazla çalışmayla desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bir diğer konu ise Sitomegalovirüs enfeksiyon ve bağışıklık sistemi hastalıkları arasındaki ilişkinin bir haritasının çıkarılabileceğini düşünüyorum. Gelişmeler için  takip edin. Severek Yaşayın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder