Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

8 Temmuz 2015 Çarşamba

Lupus için Bitkisel Tedavi Hikayesi

Dilan'ın hikayesini yakınlarda okumuştuk. Bu yazıda ise hikayesinde değinmediği fakat hayatında oldukça büyük öneme sahip bir noktayı bizlerle paylaşıyor.

"Merhaba daha önce hikayemi yazmıştım ama atladığım ve su sıralar grupta paylaşılan bir konu var: "bitkisel tedavi". Ben bunu denedim ve sizlerle paylaşmak istedim.

Hastalığım sebebiyle uzun süre hastanede yattım. Hastaneden çıktıktan sonra ilaçların yan etkileri ile karşı karşıya kaldım. Durumumu gören çevremdekilerin hepsi anlaşmış gibi bitkisel bitkisel demeye başladılar. İnternetten araştırıyorum kimisi yerden yere vuruyor kimisi de öve öve bitiremiyor. Bir de birbirlerini karalayan sözde bitkisel tedaviciler var. Biri çıkıp diyor onlar bizi karalıyor bizim Sağlık Bakanlığı'ndan onayımız var (yok tabi). 

Neyse uzun uğraşlar sonucu Ömer Coşkun'da karar kıldık ve gittik. İlk önce bir ön kayıt aldılar. İçeride beklerken bitki çayları ikram ettiler. Her çıkanın eli kolu doluydu. Sıramız geldi görüşmeye gittik. Konuşmaya başladık. Diyorum lupus hastasıyım, böbreklerimde sıkıntı var ve avasküler nekroz var kalçamda. Bana sadece avasküler nekroz için tedavi verin en çok o beni yıpratıyor ve acılarına dayanamıyorum dedim. 

Bana hemen bir liste yaptı. Benimle ilgilenmiyordu zaten yanımda tahlillerim yoktu. Ona rağmen bir böbrek seti yazdı. Bir Panax seti yazdı. Sende kansızlık da vardır dedi kansızlık seti, bitki suları, bitki çayları, yağlar, kremler say say bitmedi. "İyi olur muyum?" diyorum. Bir aylık bir tedaviden sonra etkisini gösterir dedi. En iyisi 3 aylık tedavi almanız dedi. Biz neyse 1 ay sonra kontrole geleceğiz ona göre 3 aylık alırız dedik. 

O an öyle umutlandım ki anlatamam. Hastanede gördüğüm bütün lupus hastalarına önereceğim ben iyileştim diye dedim kendi kendime. 6 ay sonrada tamamen hastalık bitecekmiş o şekilde müthiş bir umut doğdu içime. 

Muhasebeye geçtik hesap çıkarıyor bir kız gelen gidenden 300-500-700 sayıyor, alıyor ya da soyuyor desek yeridir. Biz konuşurken ilaçlar hazırlanmış, kapıda elimize verdiler. Üstelik nasıl kullanacağıma dair bir bilgide yok. 3 kişi eli dolu çıktık, kolileri taksinin bagajı dahi almadı. Bir yandan umutluyum bir yandan da bu kadar "ilacı" nasıl içeceğim diye kara kara düşünüyorum.  





Keşke o zaman bir fotoğraf çekseydim de şu an gösterseydim, o zaman anlardınız abartmadığımı. Mutfağa koydum ilaçları masanın üzeri doldu. Bir daha aradık nasıl kullanacağımızı bilmiyoruz diye. Bu sefer kullanım talimatına göre sıraya koydum. Çoğu aç karnına. Telefonun alarmını ayarlıyordum. Saat 5'te kalkıp verilen ne olduğu belirsiz şeyleri içiyordum. Ta ki gece 12'lere kadar devam ediyordum. Öyle ki bunları içmekten başka bir işime vakit bulamıyordum. 

Bir süre sonra içtiğim bitki haplarını kusmaya başladım. İçme vakti geldiği zaman tıpkı iğneden korkar gibi korkuyordum. Çok yıprattı beni, çok zayıfladım. Zaten hastaneden çıktığımda çok halsiz, zayıf kalmıştım bir de üstüne bu gelince daha kötü oldum. Küçük çocuğum vardı. Oğlum 5 aylıktı. Ne kendime ne de ona bakamıyor her geçen gün daha kötü oluyordum. 

Bitki suları zehirdi sanki; çaylar, yağlar, kremler, haplar, kapsüller, bitki kökleri say say bitmek bilmeyen bir liste. Artık kabus olmuştu. Aralıksız kusmalara bir de ishal eklenmişti. Artık daha güçsüz hissediyordum. Yavaş yavaş verilen ürünlerden bazılarını elemeye başladım. Öyle ya da böyle 20-25 gün ben bunları kullandım ve kontrole gittim (doktoruma).

Tahlillerim kötüydü. Olumlu bir değişiklik yoktu. Protein kaçağım devam ediyordu. Bir de "doktorunuza söylerseniz doktorunuz karşı çıkar" diye söylenmişti. Bu yüzden doktorumdan bitkisel maceralarımı gizledim. 

Sonra "bitkisel tedavi merkezi"'ni aradık. Faydasının olmadığını söyledik. Yine bir aydan daha fazla kullanmaya devam etmemiz gerekiğini söylediler. Bu sefer böyle bir şeyin mümkün olmayacağını söyledim. Çok yıprandığımı söyleyerek kullanmayı reddettim. 

Dedikleri gibi bir şey olsa dünyada hiç hasta kalmazdı. Her hastalığı tamamen bitireceklerine dair bir iddiaları var. İnsanlar da mecbur kalınca inanmak zorunda kalıyor. Ben şanslıydım, kötü sonuçlar yaşamadım. Bu sözde tedaviden sonra karaciğeri biten hatta ölenler dahi varmış. Böyle saçma yollara başvurarak lütfen doktorunuzun verdiği ilaçları bırakmayın. Doktorunuzun verdiği ilaçlar dışında hiç kimseye ve hiç bir bitkiye aldanıp tedavinizi aksatmayın. Ben yaşadım maalesef ama hiç kimse denemesin. Hepinize sağlıklı ve hayırlı günler dilerim.
Dilan Karakoç"

Bu yazıyı okuduysanız şunları da okumanızı tavsiye ediyoruz.






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder