Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

3 Haziran 2015 Çarşamba

Aslı'nın Lupus Hikayesi

Farkındalık amacıyla hikayelerimizi paylaşmaya devam ediyoruz. Feryal ve Esra Hanım'dan Hikaye paylaşımı biraz duraksamışken Aslı Ankaralı hikayesini bizimle paylaştı. Kötü günler geçiren Aslı, umutlu ve güzel duygularını kaleme almış. Kendisine çok teşekkür eder, hep güzel günler yaşamasını dileriz.

"Merhaba ben Aslı, 

1987 Kastamonu doğumluyum, kimyagerim. Lupus'a tanışmamız bundan 3 yıl öncesine dayanmaktadır. O zamanlar Balıkesir’in küçük bir ilçesinde bir gıda firmasında kimyager olarak çalışmaktaydım. Çalışma hayatım düzenli olmamakla beraber, gayet mutlu ve aktif bir hayatım vardı. Tabiri yerindeyse yaşımın, yaşantımın tadını çıkarıyordum. Ancak 2012 yılının Nisan ayından sonra sağlığımın yerinde olmadığını anlamaya başladım. Çünkü sık sık yüzümde, kollarımda alerjiler meydana gelmeye başladı. Doktorlar ilaç verip gönderiyorlardı. Bir süre sonra da sırasıyla eklemlerimde şişme, halsizlik, ateş en son olarak da yüzümde kızarıklık ve pullanma meydana geldi. Dahiliye uzmanına gittiğimde  kan tahlilleri sonucunda  İstanbul veya Ankara'ya gitmemi söyledi. 

İstanbul'da iki ayrı doktora gittim. Her iki doktor da bana Lupus olduğumu söyledi. Bundan sonraki süreçte kortizon, Plaquenil tedavisi gördüm ve onların yan etkisiyle de birlikte 1 sene sonra her şey yoluna girdi. Doktorum kortizonu düşürdüğünde hafif yollu perikardit geçirdim. Bunun ardından tekrar kortizonum artırıldı, azaltıldı derken bu olayın üzerinden  de 1 sene geçti ki bu sefer tam olarak perikardit, akciğerde su toplanması ve böbrek tutulumu yaşadım. 3 gün kardiyoloji bölümünde yoğun bakımda, 7 gün de Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Romatoloji bölümünde yattım. Yüksek dozda kortizon, Imuran ve Plaquenil kullandım. Bu olayı yaşayalı 1 sene geçti  ve çok şükür şu an her şey yolunda diyebilirim. Çalışmaya başladım, düzenli bir hayatım var. Gerek ailemin gerekse dostlarımın verdiği destekle artık daha iyiyim hem ruhen hem bedenen.






Atakları yaşamam tamamen benden kaynaklı olduğunu düşünüyorum artık. Çünkü hastalığı kabullenememiştim. Ailem, yakın arkadaşlarım dışında kimseye söylemedim. Başta acizlik gibi geldi. Eklemlerim şiştiğinde ya da halsiz olduğumda dinlenmek yerine, aksine kendimi daha çok yordum. Kendimle, bedenimle ve hastalığımın verdiği sinyallerle mücadele ettim. Hastalığımı kabullenmem iki senemi buldu. Bir şekilde kendimi idare etmeyi, hastalığımla savaşmayıp arkadaş olmayı öğrendim. Şu bir gerçek ki, hastalandığıma üzüldüğüm zamanlar çok oldu ama inanın gerek okuduğum kitaplardan gerekse benim gibi kaderdaşlarımdan şunu öğrendim: Aslında Lupus bana hayatımı kazandırdı, hayata dair kendime dair yaşamımdaki farkındalığımı arttırdı. Önceden stres hayatımın ayrılmaz parçasıydı. Moralsiz ve negatif biriyken bu yaşadıklarımdan sonra düşüncem tamamen değişti. Allah aslında hayatın tamamının anlık mutluluklardan oluştuğunu ve sağlığın ne demek olduğunu ,en basitinden bir çiçeğin güzelliği bile insanı mutlu edebildiğini gösterdi. 

Stresten uzak olmak  ve moral çok önemli arkadaşlar. Bunlarında dışında umutsuzluk en kötüsü. Umut her zaman var, en kötü anımızda bile... ;) Sevgilerimle.

Aslı Ankaralı, Kastamonu"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder