Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

13 Eylül 2018 Perşembe

Neşe'nin Lupus Hikayesi

Neşe Hanım'ın erken teşhisin önemini bir kez daha anladığımız Lupus hikayesi sizlerle. Tüm hikayelere buradan ulaşabilirsiniz. 

"Merhaba, yıllardan beri çeşitli hastalıklarla boğuşmakta olan biri olarak sesleniyorum. Yoğun ve dayanılmaz ağrılarla ilk kez 20 yaşında böbrek ağrısı ile tanıştım. İlk ameliyat tecrübelerimde bir böbreğimi kaybettim. Bundan sonra ardı arkası gelmedi. Yıllar içinde aklınıza hangi organ sorunu, hangi hastalık geliyorsa yaşadım, gördüm. Bilinen, bilinmeyenlerle savaştım. 

Bütün bunların arasında karışan bir şey vardı o hep kaynadı arada. Düşünün ki on beş ameliyat geçti yıllar içinde. 

25 Ocak 2018 Perşembe

Lupus Nefrit'i Tedavisinde Yeni Dönem

Bu yazımda önüne geçilemeyen Lupus Nefrit'i olan hastalar için müjdeli bir haber yer alıyor.

SLE hastalığının tabiri caizse en sevdiği organ  böbreklerdir. Hastaların çok önemli bir bölümünde nefrit yani böbrek tutulumu (renal tutulum) görülmektedir. Böbrek tutulumu çoğunlukla ilk evrelerinde belirti vermemekte ve sinsice ilerlemektedir.  Tutulum ilk aşamalarında belirti vermese de böbreklere hasar vermektedir ve bu geri döndürülebilir bir durum değildir. Mutlaka böbrekteki hastalık aktivitesinin önüne geçilmesi gerekmektedir. Böbreklerin durumu hakkındaki ilk izlenim kolaylıkla yapılabilen Esbach yöntemiyle 24 saatlik idrar tahlilinden elde edilmektedir. Bu tahlil ile böbreklerdeki protein kaçağı belirlenir. Özellikle protein kaçağı hızla artan hastalarda böbrek biyopsisi yapılır ve tedavinin hangi agresiflikle yapılacağı belirlenir. 

19 Ocak 2018 Cuma

ANA Testi

ANA, Anti-Nükleer Antikorlar'ın kısa adı olarak kullanılmaktadır. Söz konusu olan antikorlar insan vücudunda çeşitli sebeplere bağlı olarak kendi sağlıklı hücrelerimize karşı olarak üretilen antikorlardır. Genelde Lupus, Sjogren, Romatoid Artrit gibi bazı otoimmün hastalıkların tanısında kullanılmaktadır. Elisa yöntemiyle sonuçlar elde edilmekte ve bir oransal pozitiflik sonucu ortaya konulmaktadır. 

Şimdi konuyu fazla karmaşıklaştırmadan bazı örneklerle ANA testini daha anlaşılır hale getirelim.

11 Ağustos 2017 Cuma

Romatizmal Hastılıklarda Beslenme

Kimi zaman tedaviden umduklarını henüz bulamayanlar,
Kimi zaman gerçekten ne yiyip-içeceğini bilemeyenler,
Kimi zaman ilaçların yan etkilerini vücudundan bertaraf etmek isteyenler.. 
Tüm romatizma hastalarının ortak sorusu nasıl beslenmeliyiz? 

Bu yazıda beslenmeye dair tüm bildiklerimi sizlerle paylaşıyorum. 

Konu beslenme olunca ilk değinilmesi gereken elbette umut tacirleri. Beslenme üzerine çalışan umut tacirleri genelde hastaları bitkiyi ya da bitkisel karışımı kullanarak hastalığının tamamen iyileşeceği yönünde aldatırlar. Oldukça yüksek maliyetlerle bu işe kalkışan hasta genelde sağlığını daha çok kaybetmiş olarak bu işten vazgeçer. Kimi zaman vazgeçemez çünkü hasta artık hayatta değildir. Network yani saadet zinciri mantığıyla çalışan tacirler bilimsel bir dayanağı olmaksızın ellerindeki listeye bakarak hastalara pahalı malzemeleri satarlar. Bir başka türden tacirler ise TV'de doğrudan satış yoluyla toplumu aldatmaktadır. RTÜK bu TV kanallarına sık sık kapama cezası verse de henüz önü alınamamıştır. 


Yani demem o ki umut tacirlerine aldanmayın. Modern tıp elbette bitkilerden faydalanıyor. Örneğin, FMF, Behçet ve Gut hastalarının kullandığı Kolsişin güz çiğdeminden üretiliyor. Ancak bizler arazide bulduğumuz bir güz çiğdemini tüketirsek muhtemelen zehirleniriz. 

Madde madde beslenme alışkanlıklarına geçmeden romatizmal hastalıklarda bağışıklık sisteminin güçsüz değil anormal çalıştığını tekrar belirtmek istiyorum. Yani bağışıklığı güçlendirici besinler içimizdeki düşmanı hortlatabilmektedir.

1) Sigara kullanmayın: Sigara ilaçların etkisini azaltıp, vücutta tüm sistemlere çeşitli zararlar vermekte. Gelin içmeyin. 

2) Düzenli uyuyun: Düzenli uyku hem hormon sisteminizin iyi çalışmasını hem de öğünlerinizi ve ilaçlarınızı zamanında almanız için ön şart. 

3) Bağışıklık sistemini aniden güçlendiren yiyecek ve içecekleri tüketmeyin: Ekinezya, Kefir, Maş Fasulyesi vb. bazı yiyecek ve içeçeklerden uzak durun. (Sarımsak da şüpheliler arasında, araştırmaya devam ediyorum.)

22 Haziran 2017 Perşembe

Yasemin'in Lupus Hikayesi

"Neyim var acaba?" diye yıllarca düşünür SLE hastaları. Çok zamanlar sonra teşhis konulduğunda belirsizliğin ortadan kalkmasının anlamsız sevinci ve tedirginlik sarar bünyeyi. İşte tam bu noktada kendi hikayemle oldukça benzer bir hikaye sizlerle. Yasemin Hanım güzel Türkçesi ile olumsuzluklarla dolu hikayesinin yanında umudunu nasıl diri tuttuğunu da anlatıyor.

 "Bir başka Lupus güncesi :)

Çocukluğum aniden başlayıp saatler süren burun kanamaları ve dayanılmaz karın ağrılarıyla geçiyordu. Gece uykudan eklem ağrılarıyla uyanmaya başladığımda ise 10 yaşındaydım, sürekli doktora gitmemize rağmen bir sorun olmadığını ve herhangi bir ilaca da gerek olmadığını söylüyorlardı. Çocuk aklıyla anneannelerimizin kullandığı o kötü kokulu ağrı kesici kremleri annemin yasakları karşısında gece ağrıyla uyandığımda gizlice sürüp her seferinde yakalanmayı göze alır olmuştum. 12 yaşına geldiğimde okulda kafamın karıştığını ve bazı konuşulanları algılamakta zorlandığımı fark ettim. Yine doktorlar, yine sağlıklı bulgular.. "Belki de hayat böyledir." diye düşünmeye başlamış, ikna olmuştum. Yani hayat acılı bir şeydi, öyle ya bunca doktor yanılıyor olamazdı. Okulda hep dereceye giren bir öğrenciydim ve böyle de devam etmeliydi, buna konsantre olup ağrılara tahammül etmeyi hatta yok saymayı öğrenmeliydim. 1985 yılında yaz tatilinde burnumun ve yanaklarımın üzerinde beliren derin yaralar, artarak devam eden burun kanamaları, saç kaybı ve bitkinlik beni güneşlenmekten alıkoymamıştı. Güneşin bana dost olmadığı kimin aklına gelirdi ki..